Category Archives: ev-bahçe

ortaya karışık

telaşlı günler yaşıyorum. hepsini birden anlatasım var da yazarken bölük pörçük olacak birbirine nasıl bağlayacağım bilmiyorum. şöyle ki; kınalıada’daki “Marla” pastanesinden bahsetsem, bahçedeki cevizleri es geçmek istemiyorum, e bi de bahçeden toplanan pazılar, çekilmiş çiçek fotoğrafları var. e sonra canım G. yi ziyaret edeceğim -yıllardır bi türlü gidemediğim eşin dostun arasında madara olduğum bi konudur bu ziyaret, bir sonraki yazım muhtemelen “toti hanım @ ottawa” başlığı taşıyacak. –

kendime not: bi sonraki yazıda bilet alma serüvenini yazmayı unutma!

e bu beş benzemez konu birbirine bağlanır mı? bağlanmaz; ama anlatasım var.

geçen haftasonu Kınalıada’ya gittik; içtiğimiz bizim olsun yediklerimizden bi tanesini -ah fotoğrafı olsa keşke- bahsedeyim. iskeleye yakın “Marla” pastanesinde bi çay molası verdik; fakat nedir oradaki o tatlılar, tuzlular. çılgına dönüyor insan. milföy pastası şahaneydi. milföy hamurları incecik (belli ki hazır milföy hamuru değil, onlar bi acayip kabarıyor çünkü) hafif tuzlu ve de içinde lezzetli bi krema. çok severim heryerde de yapamazlar. sevenlere tavsiye, kınalıya selam olsun.

hızımızı alamadık, haftasonu bir de sapancaya gittik. bahçedeki biberler iyi durumda, domatesler de palazlanmış. pazılar toplandı, karalahana çorbasından kopya çekilerek pazı çorbası yapıldı. (barbunya, buğday ekleyince güzel bi çorba oluyor)

cevizler büyümüş, sonbaharda cevizli tarifler denemeli. cevizin yeşil kabuğunun kokusu taaa 70’li yıllar pendik kokusu benim için. koku hafızam diğer hafızalarımdan çok daha güçlü. ses hafızası varsa mesela, bende o sıfır işte. insanların nasıl kahkaha attığını hatırlayamam, seslerini hiç canlandıramam hafızamda. ama kokuları hiç unutmuyorum. eğlenceli konu kokular benim için.

bir de şu lilium’un fotoğrafını eklemeden bitiremeyeceğim yazıyı. büyümüş, açmış, utanmamış bi de verandaya çıkan merdivenlere sarkmış. üstünden atlayıp giriyoruz verandaya. dursun bakalım orada.

bu karmaşık yazının üstüne verilecek tarif olsa olsa cacık olabilir. bunun tarifi olmaz ya benim cacık biraz farklı…

malzemeler;

  • süzme yoğurt
  • salatalık, taze fesleğen, taze nane,semizotu, dereotu, maydanoz
  • su
  • sarımsak
  • tuz, kuru nane
  • zeytinyağı

salatalıkların bi kısmını rendeleyin, bir kısmını küçük küçük doğrayın, taze otları ince doğrayın, tuz ve sarımsağı birlikte ezin, tüm malzemeyi soğuk su ile incelttiğiniz yoğurda ekleyin. tabii üzerine de zeytinyağı, hatta içine biraz da buz.

afiyet olsun.

 

 

 

 

az bahçe çok kraker

bu blog işi beni benden aldı. her yaptığım şeyi blog dünyasına not düşesim var. uzun ve yorucu bir gün olmasına rağmen görev bilinci ile sayfayı güncelleyeyim derdindeyim.

sapancadaydık; bahçeyi salyangozlar ve sülükler basmış durumda. yeni ekilen tüm fideleri sanki onlar için diktik.  fideleri yerken daha önce ekilmiş marulları ve soğanları gözden kaçırmışlar sağolsunlar.    

öyle acayip ki bu salyangozlar ve sülükler, mesela bira sevdikleri biliniyor;  bir kap içinde bira koyunca ona üşüşüyorlar ve ekili malzemeyi kısa bir süreliğine rahat bırakıyorlar. birayı denedik ama başa çıkılacak gibi değil, mecburen bu sülükler için bir ilaç var ondan aldık. maalesef bu çözüm daha kesin sonuç veriyor. yeniden ektiğimiz domates, kabak, fasulye, patlıcan, biber fideleri için  istemeye istemeye bu ilacı kullandım.

biraz daha vakit ayırabilsem bahçeye, daha anlamlı çözümler peşinde koşacağım. bi ton organik tarımcı var; elbet biliyorlardır daha zehirsiz çözümler.

velhasıl topladık malzemeyi. eşe dosta demetler yapıldı elbet.

 

istanbul’a getirilmek üzere dizildiler yanyana…

 

 

 

 

 

kiraz ağacı da boyuna posuna bakmadan meyve vermiş. fidandan hallice bir ağaçcık ama cevval çıktı. bi kaselik bile olsa kiraz verdi.  nedense pazar tezgahlarında gördüğüm sebzeden meyveden daha mucizevi geliyor benim bahçedekiler. büyüme çabalarına tanık olduğum için mi acaba? 

bu yazının tarifi gayet sağlıklı hatta öyle ki diyet zamanı ara öğünlerinin kurtarıcısı.  zeytinyağlı kraker.

bu haftasonu ara öğünlerde yeriz diye yapmıştım. ara öğüne kalmadan şarap-peynir ikilisine eşlik etti benim krakerler. olsun hem kırmızı şarap için anti-oksidan diyorlar biz de hiç hayır demiyoruz.

krakerleri ayçekirdekli ve haşhaş tohumlu yaptım; kekikli ve anasonlu siparişleri geldi. aslında kuru dometesli de fena olmaz…

zeytinyağlı kraker

 

 

 

 

 

malzemeler

  • 2 yumurta ve 1 yumurtanın sarısı
  • ½ su bardağı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • çay kaşığının ucuyla mahlep
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 4-5 yemek kaşığı su
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • alabildiği kadar tam buğday unu (yaklaşık 5 su bardağı kadar un koydum)
  • isteğe bağlı; ay çekirdeği, haşhaş tohumu, kekik, fesleğen, anason vs.

tarif:

2 yumurtayı tuz ve şekerle çırpın. yağı, sirkeyi ve suyu ekleyin. kabartma tozu, mahlep ve unu sıvı karışıma ekleyin. ele yapışmayacak bir hamur olması gerekiyor. hamura istediğiniz çeşnilerden birini (haşhaş tohumu, ay çekirdeği vs) ekleyip 20-25 dakika dinlendirin. merdane ile açıp kareler halinde kesin. yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin ve üzerlerine yumurta sarısı sürün. 190º derecede kızarana kadar pişirin. benimkilerin pişmesi yaklaşık 20-25 dakika sürdü. 

hem katkısız- ev yapımı hem de şaşırtıcı biçimde uzun süre dayanıyor. afiyet olsun.