Category Archives: tatlılar

kek olsun, turta olsun bana mutfak olsun…

önceden söyleyeyim, aşağıdaki yazılar biraz “sayıklama” tadında. ama tariflerin malzeme oranları denenmiş ve nispeten iyi sonuç vermiş olanlar.  illa turta deneyecekler varsa http://www.food52.com/ sitesine, olmadı http://www.joyofbaking.com/ sitelerine de  bakmalarını öneririm.

pastalardan devam ediyorum. sünger kek pişirmeye and içtim bi kere. bir önceki yazımda anlattığım vişneli pastanın keki gayet güzel olmuştu. bu seferkinde un ve nişastayı karıştırarak denedim. bu da gayet iyi oldu. (kekin tarifi en altta) pasta keki denemeleri arasında bir tanesini büyük bir kek kalıbında pişirdiğim için sünger kekten çok kalınca bir bisküvi  görüntüsündeydi. dilimleyip biscotti yapmayı düşünüyorum, ama içine fındık, üzüm vs koymadığım için sade biscotti diye kimi kandırabilirim bilmiyorum. ya da küçük karelere bölüp çikolatalı puding altına koyarak ” pastane supangle”si süsü de verebilirim.   ahaliyi böyle kandırabilirim belki.

sünger kek denemeleri yerini turta hamuruna bıraktı. vişneli turtanın hamuru çok iyi oldu, fotoğrafları çekilemeden bitti. şeftalili turta denemesi pek iyi sonuçlanmadı. biraz daha çalışmam lazım. hamura tereyağını az koyayım dedim, lastik gibi bi hamur oldu, turta dediğin biraz kıyır kıyır olmaz mı?

tart hamuru malzemeler:

  • 2 ½ su bardağı elenmiş un
  • 125 gr tereyağ
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 su bardağı buzlu su

tarif: kuru malzeme tereyağı ile iyice ezilir. ben fotoğraftaki aleti buldum, çok mutluyum, hamur soğuk malzeme ile çalışılırsa oluyor. yavaş yavaş buzlu su eklenir ve 1 saat kadar buzdolabında bekletilir.

yukarıdaki hamur açılarak turta kabına konur, üzerine yağlı kağıt, ağırlık yapması ve hamurun kabarmasını önlemek için fasulye vs konarak 10-15 dakika (200º derecede) ön pişirme yapılır. sonra yağlı kağıt alınır, rengi dönene kadar biraz daha pişirilir. üstüne meyvalar konur ve ısı düşürülerek 30 dakika pişirilir.

****************

aşağıdaki tarifin fotoğrafı yok ama unutmayayım diye blog tarihine not düşeyim dedim:) özellikle muzlusu çok iyi oldu.

malzemeler:

sünger kek:

  • 4 yumurta (sarıları ve beyazları ayrılacak)
  • ¾ su  bardağı şeker
  • 1 +½ su bardağı un
  • ½ su bardağı nişasta
  • 40 gr tereyağı (eritilmiş)
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 limon kabuğu rendesi

fırını 180 derecede ısıtmaya başlayın. yumurtanın sarılarını şeker ile krema kıvamına gelene kadar çırpın. yumurta beyazlarını bir tutam tuz ile kar gibi olana kadar iyice çırpın. yavaşca yumurta sarılarına ekleyin, fazla karıştırmayın, erimiş tereyağını ve limon kabuğu rendesini de ekleyin. elenmiş kuru malzemeyi katın ve yavaşca karıştırın. yağlanmış/unlanmış kalıba dökün. (ben 22 cm kare cam fırın kabı kullandım) önceden ısıtılmış fırında 40-45 dakika pişirin.

Advertisements

mezuniyet niyetine vişneli pasta

uzun çok uzun bi ara oldu. eğer varsa hala sabırla bloguma bakanlar, en önce onlara selam olsun.

şu aralar hayat hızlı akıyor bizim buralarda. haziran ayı sınavlarla geçti. D’nin girdiği 3 üniversite sınavı, benim felsefe bahar dönemi sınavlarım derken, e bi yandan da hayat durduğu yerde  durmuyor habire bi numaralar peşinde, koşturup gidiyoruz.

D. artık lise mezunu. haliyle gündemi mezuniyet balosu.  bu mezuniyet balosu ne acayip işmiş. çocuğa yardım etmek gerek.  F. ile evlenirken nişan-düğün dernek işlerine hiç bulaşmadığımız için bu işler biraz nakıs bende.  tek başıma altından kalkamayacağımı anlayınca derdime derman olabilecek canım arkadaşım A. yı aradım. e çocuk eline doğmuş, kıyamadı tabii, koştu geldi. dükkan dükkan gezdik; saatlerce dolandık istanbul’un “abiyecilerini”.  bambaşka bir dünya, bambaşka bir dil. unuturum zamanla ama şu aralar hakimim abiye jargonuna. sorun söyleyeyim; uzun elbisede boy ne olmalı, ayakkabı gözükmeli mi, gözükmemeli mi? drape ne menem bişeydir, elde yapılanı makbul müdür değil midir? tezgahtarlar benden iyi biliyordu bizim kızın mezuniyet gününü, elbise modeli, rengi, hangi okul olduğu filan not edilirmiş meğer, o gece aynı elbise ile salınan kızlar olmasın diye, daha neler neler.  öğrendim  yani bi sürü şey…

ama en nihayetinde  bizim kız öyle güzel, öyle zarif oldu ki, baktıkça gözlerim doluyor. iyi ki doğmuş, iyi ki benim defne dalım olmuş:)

bu yazıya bir pasta tarifi geliyor.  D.nin mezuniyeti ve benim de A.Ü Felsefe bölümü birinci yılımın bitmesi şerefine…(ikinci dönem matematik dersi koymasalar yine şahane bi ortalama ile bitecekti dönem ama n’apalım matematik dersini koyan yetkililere de selam olsun)

bu pasta işi biraz devam edecek buralarda. bir sonraki yazıya saklayayım, bir acayip planlar peşindeyim.

VİŞNELİ PASTA

malzemeler:

sünger kek;

  • 4 yumurta (sarıları ve beyazları ayrılacak)
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 +½ su bardağı un
  • ¼ su bardağı erimiş tereyağı
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • limon kabuğu rendesi
  • bir tutam tuz

kreması;

  • ½ su bardağı un
  • ½ bardağı buğday nişastası
  • ½ su bardağı şeker
  • 1 yumurta
  • vanilya (mümkünse vanilya çubuğunun bıçakla sıyırılarak çıkarılmış içi)
  • vişne (dondurulmuş kullandım.çözüldü ve suları süzüldü)

tarif:

fırını 180 derecede ısıtmaya başlayın. kek için; yumurtaların sarılarını şekerle krema haline gelene kadar çırpın. beyazlarını da bir fiske tuzla kar gibi olana dek çırpın. tahta bir kaşıkla yavaşca birbirine karıştırın. erimiş tereyağını da ekleyin. bir kere daha karıştırın, bu aşamada fazla kurcalama iyi olmuyor, malzemeyi söndürmeden yapmalı karıştırma işini. un, kabartma tozu, karbonatı birlikte eleyin ve yumurtalı karışıma aktarın. yağlanmış -(çok hafifçe unlanmış) kalıba dökün. bir iki kere kalıbı tezgaha vurun, hava kabarcıkları çıksın. önceden ısıtılmış fırında 30-40 dakika pişirin. fırından aldıktan sonra biraz soğumasını bekleyip, kalıptan çıkarın ve tel bir ızgara üzerinde soğumaya bırakın.

kremanın tarifi;

bu kısım kolay, un ve nişastayı az bir sütle çırpın, pürüzsüz hale gelince yumurtayı ekleyin çırpmaya devam edin. şekeri, vanilyayı ekleyin ve muhallebi gibi pişirin. çok katı olursa ben biraz süt ekleyerek daha kıvamlı getiriyorum.

soğuduktan sonra ortadan ikiye kestiğiniz sünger kekin arasına kremayı sürün ve vişneleri koyun. isterseniz kekin üzerini de krema ile kaplayabilirsiniz, sadece pudra şekeri de serpilebilir.

afiyet olsun.

bizim hanede herkes reşit…

artık evimizde herkes reşit. canım D. 2 şubatta 18 yaşına girdi.

bu bizim D. uzun zamandır doğumgünlerini arkadaşlarıyla kutluyor, gönlümüz olsun diye çekirdek aileye de bir akşam yemeği bahşediyordu. ama bu sefer 18. yaşgünü, bırakır mıyız peşini. toplandık tüm aile, 30 kişiydik. çok güzel bir gündü.

etrafımdakiler “nee 18 mi oldu” diyince farkediyorum ne kadar büyüdüğünü. benim için 1, 8, 18 farketmiyor. o hep canımın içi D.

“50 yaşında bile olsa o hep benim küçük kızım/oğlum” derlerdi de yok artık daha neler diye düşünürdüm. insan büyük konuşmamalı:)

umarım daha bir sürü onsekiz yılımız olur. aman o duymasın buradan yazayım, galiba o benim hep küçük mısır tanem olarak kalacak:)

aslında bu yazı için D.’nin sevdiği yemeklerden birinin tarifini vermek vardı aklımda, denk getiremedim.

şu günlerde denediğim tarif labneli  havuçlu kek oldu. neolitik hanım yapıp ofise getirmiş, çok güzel olmuştu. o da tarifi buradan almış.  http://smittenkitchen.com/   bu sitedeki fotoğraflardan sonra aşağıdaki fotoğrafları koymaya utanmadım mı? e biraz utandım tabii ama n’apalım artık:)

ben evdeki malzemelere göre biraz değiştirdim.

LABNELİ HAVUÇLU MUFFIN

malzemeler: (24 muffin için)

  • 2 su bardağı elenmiş un
  • 2 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı toz zencefil
  • 2 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı ince rendelenmiş muskat
  • 4 yumurta
  • 1 buçuk su bardağı şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 3 su bardağı rendelenmiş havuç
  • 1 yemek kaşığı rendelenmiş taze zencefil
  • 1 su bardağı iri  dövülmüş ceviz,
üst süslemesi için;
  • 1 paket labne peyniri (250 gr’lık olanını kullandım)
  • 2 yemek kaşığı kaymak
  • 5-6 yemek kaşığı pudra şekeri

tarif: kuru malzemeler birlikte elenir. yumurta, şeker ve sıvıyağ çırpılır, kuru malzemeler eklenir, havuç, taze zencefil ve ceviz de eklenir, karıştırılır. muffin kaplarına konur. önceden ısıtılmış fırında 190º derecede 18 dakika pişirilir. süresi az gelebilir ama gayet güzel pişti. üstü için; labne, kaymak ve pudra şekeri iyice çırpılır, buzdolabında bekletilir. kekler iyice soğuyunca, süsleme poşeti ve istenilen bir uçla veya bıçak, spatula vs ile keklerin üzerine sürülür.

afiyet olsun.

deneysele son… yaşasın aşure

denemeler her zaman başarıyla sonuçlanmıyor maalesef.  görev bilinci ile başarısızlık öykülerimi de yazmalıyım…

bi kere bu cennet hurması denen meyva hiç bir işleme tabii tutulmaya gelmiyor. bir puding denemesi sonunda evin genci D.bi kaşık tattı ve  “zaytung” http://www.zaytung.com/ “bugün ne pişirsem köşesi” açsa sen kesin başyazar olursun yorumunu yaptı. bu yorumu  yapmasında mutfak tezgahında gördüğü muşmula, kuşburnu gibi meyvaların da etkisi olabilir tabi. nihayetinde rahatlıkla söyleyebilirim ki pazar alışverişinin “sonbahar meyvaları” temalı bölümü evdekilerden hiç rağbet görmedi.

ikinci başarısız deneme elde açılmış ıspanaklı börek girişimiydi. hamurla uğraşmayı severim ama bu sefer tutmadı işte, poğaça kılıklı bi börek oldu, olmadı yani.

üçüncü deneme bence başarısızlık değil ama ev ahalisi “beyhude bi çaba” olarak nitelendirdi. balkabağı çorbası; yaptım pek de güzel içtim, ancak şekerli tadını sevmeyen sevmiyor işte.

dördüncü deneme, toti hanımın kuşburnu ile imtihanı biçiminde cereyan etti. hey allahım bu da cennet hurmasının tam tersi, öylece yenemiyor illa bi işlemlerden geçmesi gerekiyor. haşla haşla, ez ez, süz süz bi de ortaya çıkan avuçiçi kadar püremsi şeye şeker ekle. bana kalırsa bi şeye benzemedi. kuşburnu marmelatı hevesim de kursağımda kaldı. hafif ekşi marmelatları severim, ne kadar da ümitliydim kuşburnundan. en iyisi bi çizik atıp haşlayıp  çay gibi içmek.

biraz daha başarısızlık hikayesi yazarsam şu blogu kapatıp gitmeli demeden kapatıyorum konuyu. ama bir kere daha değinmeden geçemeyeceğim, şu cennet hurmasını meyva olarak tüketelim, deneysel olma hevesleri ile saçmalamayalım derim ben.

çoluğun çocuğun diline düştüm, “daha da girmem mutfağa” demiyorum ama bi süre deneyselden vazgeçiyorum. babaannemin tarifleri ile devam etmek niyetindeyim. hazır aşure mevsimi açıldı,  buyurunuz aşureye.

malzemeler

  • 2,5 su bardağı buğday
  • 1 su bardağı fasulye
  • 1 su bardağı nohut
  • ½ bardağı esmer pirinç
  • 3 su bardağı şeker
  • kayısı, kuru üzüm, kuş üzümü
  • portakal kabuğu rendesi, tarçın
  • fındık, fıstık, ceviz, nar

tarif:

bir gece önceden tüm bakliyat ayrı kaplarda ıslatılır, ilk su dökülür, yeni su ekleyip (üstlerini 3-4 parmak aşacak kadar) ayrı kaplarda haşlanır, bu sefer suları dökülmeden birbirine karıştırılır, kuru meyveler ve şeker eklenip haşlamaya devam edilir. kaplara konur, süslenir, eşe dosta dağıtılır.

afiyet olsun.

bir bardak soğuk su ve vişne reçeli

çok acayip zamanlar yaşıyoruz maaile. tekne battı, üstelik biz içindeyken. kalamış marinadan çıktık, öreke taşı tabir edilen sığlığı geçerken rüzgarın ve deniz üstü trafiğinin azizliğine uğrayıp teknenin salmasını marmaranın sularına bıraktık. sonrası ıslak, hengameli ve de şaşırtıcı bir deneyim oldu. şok durumu ben de samimiyet buhranı yaratıyormuş; o gün bunu gördüm kendimde. şu hayatta en korktuğum şeylerin sıralamasında üstlerde yer alan her bişeyi yaşar durumdayım. önce bi ükeye girerken polis tantanası, sonra da bu deniz kazası…tuhaf…ortalık sakinleşince oturup düşünmeyi planlıyorum nedir bu yaşananlar diye…henüz geceleri kabuslar gördüğüme göre pek sakin değil içim- dışım…beklemeli biraz… bu yazının yemek tarifi  de bir bardak soğuk su olabilirdi aslında. haa bu arada tekneyi en son ben terkettim:) yani az buçuk “kaptan toti hanım” oldum.

bu hengamede vişne mevsimini kaçırdım maalesef. halbuki bu sene vişne likörü yapma, kışın keklerde filan kullanabilmek için buzluğa vişne koyma hayallerim vardı, hepsi suya düştü. gerçi bu kazadan önce sapancadaki pazarda altın değerinde satıldığını görünce reçel yapma hevesimi ertelemiştim.

ama istanbul fırsatlar şehri; bizim eve yakın pazara uğradığımda daha manalı fiyatlandırılmış vişneleri bulunca vişne reçeli  yapayım hiç değilse dedim. D. ve ben 2 kilo vişnenin çekirdeklerini çıkardık. üzerimizde önlükler, omuzlarımızda mutfak havluları olduğu halde heryer vişnelerden sıçrayan damlalarla doldu. kipper bile nasibini aldı vişne suyundan, üstü başı benek benek geziyor evin içinde. herşeyi yemesi ile ünlü kipper vişneye yüz vermedi; şaşırdık, hastalandı mı acaba? zaten bu dolunayda bi acayip haller de takındı. bütün gece uyutmadı bizi. bir D’nin odası bir bizim oda çıtır çıtır gezindi durdu. bir de acayip nefes alıyordu, hani koşmuş koşmuş da susamış gibi. neo dr. google’a sordu; köpeklerin güneş çarpması halinde böyle taşikardili gibi nefes alıp verdikleri bilgisine ulaştık. e kipper bunu becermiş olamaz, bütün gün evin içindeydi. 

kipper

burgazada’da kalan kuzenim, aynı gece adadaki köpeklerin bütün gece uluduklarını söyledi. biraz tırstık elbette. hem dolunay hem merkür nedir bu çektiğimiz gökyüzünden… 

vişne reçeli

malzemeler;

  • 1 kg vişne
  • 4 bardak tozşeker
  • yarım limonun suyu
  • ½ bardak su (vişneler fazla sulanmadı, mecburen biraz su eklemek zorunda kaldım)

çekirdekleri çıkarılmış vişneleri bir kat şeker bir kat vişne olacak şekilde tencereye koyun. bir gece bekletin. hava sıcak olduğu için ben buzdolabında beklettim. ertesi gün tencereyi ateşe koyun ve nevaleyi kaynatın (yaklaşık 15-20 dakika) ara ara üzerinde biriken köpükleri alın. (ben bu aşamada vişneleri delikli bir kepçe ile başka bir kaba aldım, şurubu biraz daha kaynattım (15-20 dakika), şurup çok az gözüktü gözüme, yarım bardak suya 3-4 yemek kaşığı daha şeker koydum ve şuruba ekledim) limon suyunu da ekleyip bir taşım kaynatın ve kıvamlı hale gelince vişneleri şuruba aktarın.  soğumasını bekleyin ve temiz kavanozlara bölüştürün. afiyet olsun.

kahvaltı niyetine limonlu puding

sıcaklardan ve de turist hallerimden olsa gerek mutfakla ilişkim çok zayıfladı çok. meyva ve su almak için açıyorum buzdolabını. serin bişeyler istiyor insanın canı. sütlü tatlılar mesela, yeni gelen süt siparişine yer açabilmek için alelacele bir puding yaptım. kahvaltıda bile yiyorum.

kahvaltı etmeyi sevmeyenlerden olduğum için, evdeki çorba, akşamdan kalan biber aşı, muhammara, sütlü tatlı gibi şeyler daha cazip geliyor bana sabahları. kahvaltı seremonisinden pek hoşlanmıyorum diyorum ama asıl sorun ne yiyeceğimi bulamamak, zeytin mi reçel mi mi nedir yani sabah sabah… 

aslında hatırlıyorum da, çocukken babaannemin evinde babamın hazırladığı pazar sabahı kahvaltılarına itirazım olmazdı. yuvarlak tahta bir masamız vardı; onun kaldırıldığı yerden çıkması ve sobanın olduğu yere getirilmesi için canım babamı kandırmaya çalışırdık. soba ile mutfak arasındaki mesafeyi hatırlayınca masayı hazırlayan ve toplayanların neden üşendiğini anca şimdi anlıyorum tabii:) sobada ekmekler kızarır filan iyiydi yani o kahvaltılar. ama o zaman da varsa börek ya da menemen yerdim, yanında da gazoz içmek için yalvarırdım babaanneme. çay nedir mesela sabah sabah. oysa Ş. çocukken de bayılırdı kahvaltıya, akşamları bile kahvaltı edelim diye tuttururdu. yeğenim İ.’yi de kendine benzetti, ana-kız akşamları kahvaltı ediyorlar bazen. çekip alıcam çocuğu, acayip alışkanlıklar edinecek yoksa. 

diyeceğim o ki, artık babamın hazırladığı kahvaltılar da yoksa neyleyim ben öyle kahvaltıyı. yerim bi puding olur biter…

bahçeden haberler şöyle; sevgili neo ile diktiğimiz biberler olmuş. topladım getirdim. annem sık sık biber aşı yapar. nerden bulursa en acı biberleri de bulur koyar içine.  aslında bana kalsa yemeğin adındaki “aş” kelimesi fazla kaçıyor; düpedüz yemek sosu bu aş. ama olsun sanki aş deyince daha mı yemek kılığına giriyor nedir, seviyorum biber aşını. tüm hikaye biberleri, bol domatesi, sarımsağı, az bir zeytinyağ ve tuz ilavesi ile hiç su koymadan pişiriyorsunuz. üzerine sarımsaklı yoğurt konabilir. yoğurtsuz hali bizim evde sabah kahvaltısında bile yeniyor.

bu sene bahar ve yaz birbirine karışınca meyvalar az, özellikle ceviz çok az. tahminim o ki bu sene ceviz pahalı olacak. maşukiye, sapanca civarındaki ağaçlarda çok az ceviz var.  köydeki bilirkişilere göre uzun süren soğuklar yüzünden ağaçlar yeterince çiçeklenememiş bu sene. 

limonlu puding

malzemeler:

  • 1 litre süt
  • 6 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 2 yemek kaşığı pirinçunu
  • 5-6 yemek kaşığı toz şeker
  • 2 yumurta
  • ½ su bardağı kaymak (krema da olabilir)
  • bir limonun kabuğunun rendesi
  • üstü için tarçın, fındık vs.

tarif:

az bir sütle nişasta ve pirinçununu iyice ezin,  yumurtaları, şekeri, kaymağı ve kalan sütü karıştırın ve unlu karışıma ekleyin. limon kabuğu rendesini de ekleyip orta ateşte karıştırarak pişirin. afiyet olsun.

avarelik güzel şey…yabanmersinli kek

ah bu ayaklarımın hali…hangi ayakkabıyı, terliği giysem benim ayaklar mızıkçılık yapacak bişey buluyorlar. ya su topluyor, ya başparmak kemiği ve çevresi acıdan öldürüyor. “hallux valgus” tabir edilen nane babaannemden miras. ayakla ilgili silikon zamazingoların hepsinden var. çantamda onlarla geziyorum. ihtiyaca göre ya parmak arası ya tabana ya da ayakkabının arkasına koymak suretiyle durumu kurtarmaya çalışıyorum.

turist kadrosunda olduğum zamanlarda benim ayaklar iyice alıp başını gidiyor. bakıyorum diğer insanlara ayaklarında bi parmak arası terlik fıldır fıldır geziyorlar, yüksek topuklularla gezenleri hiç söylemiyorum bile… ben bir gün hava çok sıcak diye terlikle gezeyim dedim ayak tabanımdaki su toplamış yerin ceremesini günlerce çektim.

sırf bu sebebten alıyorum her gördüğüm ayakkabıyı -ya tutarsa diye:)) ayakkabı çılgınlığım bu yüzden yani.

bütün bunlar gezmeme engel mi? değil…buyurunuz şehirden haller…

“the national gallery of canada” önündeki dev örümcek heykeli. bu arada gerçekten her yer örümcek dolu. fobisi olana zor memleket ottawa. bu aralar “carravaggio” sergisi varmış. önümüzdeki günlerde ziyaret edeceğim.

çok acayip bir fırtına oldu burada. blues festivali için yapılan sahne uçtu, ağaçlar devrildi. şu anda hissedilen sıcaklık 40 dereceye yakın ama her an bir fırtına kopabilir, havası bir tuhaf.  

türkiye’ye gelen yabancılar neden sokakta kedi köpek görünce şaşırıyorlar anlamıyorum. e burada da envai çeşit hayvan yaşıyor sokaklarda…

günün tarifi: hazır taze yabanmersini bulmuşken meyvalı kek…

yabanmersinli kek

malzemeler: (bu keki yaparken kullandığım bardak çay fincanıydı yaklaşık 6 yemek kaşığı un aldı.)

  • 1 yumurta
  • ½ çay fincanı sıvıyağ
  • 1 çay fincanı şeker
  • 1 buçuk çay fincanı süt
  • 2 buçuk çay fincanı un
  • kabartma tozu
  • 1 buçuk çay fincanı taze yaban mersini

tarif:

şeker ve yumurtayı krema gibi olana kadar çırpın. sütü, yağı ekleyin. kabartma tozu ve unu eleyin. yabanmersinlerini ekleyip tüm malzemeyi karıştırın. yağladığınız kalıba dökün ve önceden ısıtılmış fırında 190º derecede 50-55 dakika pişirin. bu ölçülere göre az şekerli bir kek oluyor, daha şekerli istenirse şeker miktarı yarım çay fincanı artırılabilir. 

afiyet olsun.